SEVGİLİLER GÜNÜ —– 14 ŞUBAT

SEVGİLİLER GÜNÜ AZİZE ZEYNEP’İN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜNDÜR

Featured image

Sasani Uygarlığının Asya Sahilini (Selezya) yöneten Azize Zeynep (Leila Zenobia), 14 Şubat 270’de Roma’da, öldürülmeden önce ev hapsinde tutulduğu sarayın balkonunda, yukarıdaki gibi zincire vurulmuş olarak resmedildi.

Öldürüldüğü gün, odasında, genç gardiyan Valentin’in ona yazdığı kâğıt parçası bulundu.

Kâğıtta “Seni seviyorum Zeynep” yazıyordu.

Ressam Herbert Şmals, tablonun sağ alt köşesinde, gardiyan Valentin’i kraliçe Zeynep’e hayran bakarken resmetmeyi de ihmal etmedi.

Kral Claudio, yasağa uymayıp aşık olduğu için gardiyan Valentin’i öldürtecek, sonra da aziz ilan edecekti.

Öldürdüğünü aziz ilan etmek, yağmacı batının töresidir!

Sultan Zeynep, kocasından sonra Claudio’nun korsanlarıyla 12 yıl savaştı, Mısır’ı geri aldı, ayrı para bastırdı, Roma’ya vergi vermedi.

Romalı yağmacılarla sürekli savaşıyordu.

Zor durumda kaldığı bir zaman, ata akrabalarından destek almaya gittiği Pülümür’de (Tunceli’de) esir düştü.

Başkenti Palmira’yı yakmamaları koşuluyla oğluyla beraber teslim oldu.

Roma’ya götürülürken İstanbul boğazına vardıklarında, oğlu Lalius’u öldürüp denize attılar.

  

 Oğlunun asıl adı Sani-Toros, Atheno Darius, Darius hanedanından Cano idi!

Sani Toros’u öldürdükleri ve kraliçeyi Roma sokaklarında zincirli olarak dolaştırdıkları duyulunca, ilkin Arnavutluk halkı isyan etti.

Halkı isyana teşvik ettiği gerekçesiyle esir tutulduğu odada onu öldürdüler.

Onun öldürüldüğü haberini duyan tüm Anadolu isyan etti, halk, Romalı tefecilerin bankalarına ve iş yerlerine saldırdı.

Roma kralı Claudio, bütün Roma erkeklerine 2 yıl evlilik yasağı koydu ve hepsini Anadolu’yu yerle bir etmeye gönderdi.

Krala Zalim denilmesinin nedeni budur.

Leyla Zeynep bir Sasani kraliçesidir.

Sasani Uygarlığı (224-651) yağmacı İskender’e isyan ederek Suriye’de kurulmuş olan Selevkos Oğuzlu devletinin devamıdır.

İslamiyet Sasaniler döneminde doğmuştur.

Bu kültürden Akil Adamların yönettiği Kölemen devletleri, İslamiyet’in yayılması ve Anadolu’nun haçlı Roma saldırılarından korunması sırasında doğmuş devletlerdir.

Devamında Şaman Oğulları, Büyük Selçuklu ve Gazneli (Oğuzanalı) gibi Türk devletlerini görürüz.

İtalyan ressamın yaptığı tablodaki semboller:

Arkasındaki duvarda dört atın çektiği Hitit sembolü olarak da bilinen “güneş tanrısı”, Al-Lat/LAT/LAZ vardır; Laz’ın kızıdır.

Yani, Azize Zeynep Şamanî’dir, Azize’dir, İsis’tir, Hitit’dir.

Ulu Anası’dır; Anadolu’yu Ulu Analar yeri; Anati-uli (Anadolu) yapan analardandır.

2.Artemis gibi, karada ve denizde dört atın çektiği teknede savaşan bir Amazon “süvari”dir; Tarihte Türkler/Oğuzlar, Dor atlarıyla (Dor-t, Tur-si, Turc) denizde de savaşan kavim olarak bilinir.

Zeynep’in başında Kaşgari baş bağı vardır; halen Şiraz, Çamlıhemşin ve Adıyaman’da olduğu gibi.

Belinde, silahları alınmış “dorabuluz” kuşağı vardır; Savaşçı Er-hatune dir, Amazondur.

Kuşağında Sekizli Şems motifi vardır; Karusi, Horasani, Oğuzlu, Şamani, Turani ve Sümerlidir.

Sırtındaki pelerin: Filistin’de halen kullanılmaktadır.

Zeynep’in yönettiği topraklar:

Antik Palmira Eyaleti. Bugünkü Suriye, Mısır, Filistin, Lübnan, Ürdün, Mısır, Harran, Soli, Antakya, Ankara, Silifke, Tarsus ve Ereğli. Ereğli’de Zanapa Kalesi onun adını yaşatır.

“Tarsus’un kraliçesi Zeina zamanında halk (Hlik-ia) ile yönetenler arasında sınıf farkı yoktu” diye anlatılan kraliçe odur!

Mersin Mezitli’deki dikilitaşlar, insanlığa çalışan Köle-Men (Man-Goli) büyük bilim adamlarının, Ulu-Mez-id’lerin, Soli’de bir araya geldiklerini anlatır.

 

Pülümür’de yaşayan Ferhat Uşakları, Paller, Koçgiri /Kaçgari Uşakları, Papaglar, Tunceli’nin antik halkı olup Luvi (Alevi) kültüründen gelirler.

Bu insanlar, 1.Artemis ile onun babası 1.Karus (Kuroş) gibi Horasani (Karus Analı) soy atalılar olarak bilinir.

1.Karus’ın kızı ve oğlu (1.Artemis ile kardeşi Serhat) Atina’ya kadar gidip (MÖ.550), Anadolu’nun bilim evlerinden esir alınarak Atina’ya götürülen, orada zengin oligarklara köle öğretmen olarak satılan bilim adamlarını kurtardı.

Akdeniz’in Yahudi korsanları öncelikle köle ticaretinden çok para topladı (Primitif Akümülasyon, İlkel Yığın); bilim adamları en yüksek fiyatla satılan kölelerdi.

Alevi kültüründe insana saygı ve özgürlüğü onur saymak, gibi vasıflar böyle bir tarihe dayanmaktadır.

Bazı kaynaklara göre Zeynep’in orduları Ankara’dan Kadıköy’e, Suriye, Filistin ve Lübnan’a kadar Anadolu’da çok geniş bir alanda Romalılarla savaştı.

Tarihten ve hafızalardan silme cezası: 

Roma parlamentosu direnen şehirlere böyle ceza verirdi. Zeynep’in şehirleri de cezalandırıldı.

Palmira’nın enkazı bile bugün Suriye’de en fazla turist çeken yerdir.

Daha önce cezalandırılan bazı şehirler: Başoğuzlu şehri Potomya (Rize, MÖ.63), Türkmeneli şehri 300 bin kişilik Tigran Agarta (Silvan, MS.69) Gerger, Suruç, Samsat, Antakya, Kastabala, Mezitli-Soli, Ankara…

Roma’da Milat denilen şey, Milet Uygarlığını (kaynaşmış millet olmuş Oğuz boylarını) yok edip tarihi sıfırdan başlatmak olayıdır.

Bu ceza Sümer Uygarlığının da tarihten silinişidir.

Bazı tarihçiler Sümerleri, Galata, Venedik, Cenevizli Yahudi korsan tefecilerin ortadan kaldırdığını söyler.

1950’den sonra NATO kararıyla, tarihte Roma’ya direnmiş olan bütün şehirlerimize Dünya Bankası tarafından sessizce sulara gömme cezası verildi, buralara baraj inşaatları başlatıldı.

Kraliçe Zeynep için bestelenmiş üç operet:

1- Anfosi; Zenobia in Palmira, 1789

2-[/b ]Rossini; “Aureliano in Palmira, 1813

[b]3- Mansur Rahbani; Kraliçe Zenobia, 1990

Adını yaşatan yerler:

 

1- GAZZA STRİP; Azize İş-tar Aba. Gazze Şeridi.

2- Toros Ereğli’de antik Zanapa kalesi.

Filistin’de Kaçkari çalgılarından “tulum” vardır, adı “nanay” olup, Şiraz’da ve Artvin Yusufeli’de de adı Nanay’dır.

Roma’nın affetmediği Kaşgariler:

Kaşgari/Kaçgai boyu, antik İran’da Darius/Toros hanedanının soy ata adıdır.

Bu hanedan, 1918’de Amerikalılar tarafından kaldırıldı, yerine Pehlevi ailesi getirildi.

Bu zoraki yönetim değişikliği sırasında 50 bin Şirazlı ve Kuzistanlı Kaşgari Alevi öldürüldü.

1980’de Fransa destekli yönetime getirilen mollalara isyan eden Şirazlı Kaşgariler ve Luviler, kadınlı erkekli taburlarla Halepçe’de kamp kurdular.

Sekiz yıl süren İran-Irak savaşı sırasında 2,5 milyon can verdiler.

1988’de Talabani askerleri ile Humeyni askerleri, birlikte Halepçe’ye saldırdı, saldırı püskürtüldü, fakat beş gün sonra Halepçe’ye kimyasal bomba atıldı, 5 bin kişi daha öldü.

Sekiz yıllık savaş böyle sona erdi.

Tarihe Halepçe Katliamı olarak geçti (1988).

Dünya basınında katledilenlerin Kürt oldukları şeklinde haber edildi.

Daha sonra, sekiz yıl boyunca her iki tarafa da silah satanın bir ABD şirketi olduğu resmen açıklandı.

Bu tarihsel pencereden baktığımızda, Trabzon Kadırga yaylasında ve Mardin’de kurulan Amerikan Füze üssünün hedef alanı içerisinde kimlerin olduğunu kestirmek zor değildir.

Tarih boyunca Anadolu’nun İç Asya ile bağını koparabilmek için Doğu bölgemizde bir tampon devlet kurmak, yerli halkı buradan kaçırtmak, batılı sömürgecilerin en büyük arzusu olmuştur.

Zeynep’in, baba tarafından Oğuzlu (AnatiOkhus, Anası Oğuz) hanedanına uzanan Pers/ Parth/ Ferhat(Fırat) boylu olduğu üzerine bilgiler vardır.

Atatürk’ün arkadaşı Diyap Ağa da Pülümür’lü ve Ferhat Uşağıdır.

1938’de dış kaynaklı çıkartılan bir isyanda Diyap Ağa’nın on beş oğlunun öldürüldüğü pek bilinmez.

Cumhuriyetin kurucularından olan bu aşireti korumak için Ankara hükümeti bölgeye asker gönderdi, acı olaylar yaşandı.

Bu olay, Dersim olayları olarak anılır.

Aynı tarihte Fransızlar Hatay’ı kaybetmişlerdi,

Fransızlar onun rövanşını Dersim’de isyan çıkartarak almak istediler.

Tarih boyunca emperyalist batı devletleri bu bölgeyi hiç boş bırakmadılar.

Osmanlı’nın son yıllarında bile Dersim’de sekiz tane, İngiliz, Fransız ve Amerikan misyoner koleji vardı,

Atatürk ilk iş olarak bu okulları kaldırdı, affedilmeyen önemli bir suçumuz da budur.

Kraliçe Zeynep’e düşünsel kaynak olan Oğuz kültürünü, Kölemen atalarımızda da görüyoruz; insan için çalışmak, insanlık için bilim yapmak gibi akla dayanan bir İslam kavrayışını içerir.

Bu kültürü bugün Maturidi itikadı veya Alevilik olarak görürüz.

İlk bin yılın ilk yarısında, Haçlı saldırılarıyla Anadolu’dan kaçmak zorunda bırakılan bilim adamları ellerindeki bilgi ve belgelerle Bağdat’a ve Kabe’ye giderdi.

Buralarda göktaşlarını inceleyen bilim evlerinin izleri vardır.

Hz.Muhammed’in Kabe’nin içinde korumaya aldığı “Hacer-ül Esvet”, sekiz adet Meteor, göktaşı, ki, ışıktan nur olduğumuzun ispatı olarak gösterilir, buranın bilim evi olduğunu gösterdiği gibi, Hz.Muhammed’in buraya gittiğini de, bilimi korumaya aldığını da gösterir.

Maturidi (Meteor inceleyen atalar) töresinin bilim adamlarına, filozof ve şairlerine baktığımız zaman onların şeriata değil bilime dayandıklarını anlarız.

Maturidi itikadının sözcüleri Atatürk’ün bu itikattan olduğunu kabul ederler.

Bundan rahatsızlık duyan kimi Hıristiyan ve Yahudi devletler, İslam ülkelerinde Şeri itikadı (şeriatı) desteklerken, Maturidi itikadını, dolayısıyla Mustafa Kemal’in düşüncesini İslam dışı gösterme gayretine girdiler, bugün yaşadığımız sorunların bir kısmı bundan kaynaklıdır.

Maturi adıyla sesdeş olarak ilk akla gelen Bedri, Mitri, VI.Mitri Date (Lokman Hekim’dir), Medrese, Metre gibi sözcüklerle bilimsel düşünmenin bağını kurabiliriz.

Hatta, 900 ile 1100 yılları arasında yetişen Buharalı İbni Sina’dan Marlı Ahmet’e, Miskeveyh’e kadar birçok şair, filozof ve bilgini örnek gösterebiliriz.

Hilal-Buğdaylı parası, yıkılmış Palmira ve egemenlik sınırları:

  

  

Madalyonunda görülen hilal ve buğday başağı onun dini önder Oğuzata (Augusta) olduğuna işaret eder.

Başında kızıl kurdele ile Amazon savaşçıdır.

Saçı toplanmış kurdeleli olmak, Kafkaslarda savaşçı Pers Kraliçesi olmanın da işaretidir.

Parasının bir yüzünde Şaman-Oğuz inanış sembollerinden Tavus Kuşu ve elinin üzerinde sekiz ışıklı Şems (adaleti koruyan Themis) bulunur.

Heykellerinden birinde “ALLAT’ın Armağanı Zeynep” yazmaktadır.

 

 

Ailesi hakkında bir İngilizce kaynaktan notlar:

Sasani devletinin kurucusu Ardashir (Arđaxšēr), diğer adı Ardashīr-i Pāpagān, “Ardashir, Pāpağ oğlu”. Adının Latince yazılışları; Artaxares ve Artaxerxes.

Ardashir’in babası Papak’dı, büyük babası Sasan’dı.

Babai zümrelerinden Baba Dervişi, Babeg/Papagan/Babaği’ler, Bektaşi kolu olarak günümüze kadar gelmiştir.

Batı Trakya’da Arnavutluk’ta Babailerin yaşadığı dağların antik adı Amazon Dağlarıdır.

Palmira Kraliçesi Zenobia, 269 yılında Mısır’ı Romalılardan geri aldıktan sonra kendisini Augusta ilan etti.

Augusta olmak, Oğuzların/Şamanilerin kadın opası olmak, bir çeşit Şaman lideri, Halife (İlyapa, Alp) olmaktı.

Mısır yöneticilerinin Asya kökenli Şamani (Kölemen) olmalarının sırrı bundadır.

Şaman Oğulları sembollerinden sarı hilal, buğday ve tavus kuşu olarak resmedilen Anka Kuşu önemli ipucudur.

Bu sembollere Sümer Kenti Semerkant ve Buhara’dan, Bitlis Ahlat’a kadar rastlayabiliyoruz.

Filistin bayrağındaki siyah renk, Sultan Zeynep’e yas tutmayı ifade eder:

 

Gençlerimize uyarı: Tarihimizi yağmacı batıdan öğrenmeyelim. 14 Şubat’ı, sevgililer günü değil, Sultan Zeynep’e YAS GÜNÜ ilan edelim.

Sözlük:

Allat: Ulu Lad, Ulu Laz. Yüce Işığın armağanı Zeynep.

Kölemen: Panoğlu. MenOğlu. Babadan oğla geçmeyen, Akil Adamların yönettiği, Şaman, Oğuzlu ve Selçuklu yönetim sistemi. Cumhuriyetle yönetim bu töreye dayanır.

Laz: Sümer kutsalı Güneş, Soli, Ulu-os.

Lailus: Sultan uşağı, Sultanoğlu.

Leila: Leyla, Hilal. Sultan demektir. Leyi; Luvi; Ulu-ay; Ay İnanışlı.

Palmira: Poli Mero; Mer soyluların Beli. Sü-mer şehri.

Sani: Caney, Cani. Halen Adıyaman’da erkek adıdır. Sasani sözcüğünün kökenidir. KumanGene krallığının adında bulunur; Şaman Canları, kısaca Şamanlar demektir.

Sasani: Susa analılar. Susa, 1.Artemis’in ön adıdır.

Şaman: Şam-an; Kom-an. Işık ve gök bilimi yapanlar. Türklerin ata kültürüdür. Saman Yolu, Şaman Bilgeliği; gök bilim, tıp, müzik, sanat ve diğer bilimleri birlikte yapmaktır.

331 yılında Doğu Roma’da Hıristiyanlık devlet dini olarak kabul edilince, Şaman bilim evleri “din dışı” ilan edilerek yerle bir edildi. Anadolu’da halen Bursa Ulucami, Kırşehir Cakabey, Divriği Ulucami, Ankara Sultan Alaeddin Camii ve Erzurum Ulucami gibi bir çok caminin mimberinde gerçek milimetrik ölçülerde Saman Yolu ahşap kabartmalar vardır, bu işaretler bu yerlerin daha önce Şaman Bilimevi olduğuna işaret eder.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s